EtiketŞu anda deniz konusu ile ilgili sayfalara bakmaktasınız.
Bu konuyla ilgili toplam 88 içerik bulunuyor.
Karst Topoğrafyası
Suyun içinde erimiş halde bulunan maddelerin çökelmesiyle oluşmaktadır. Kireç taşı, göllerde, denizlerde ve yeraltı sularında yaygın olarak bulunan kirecin çökelmesiyle oluşmaktadır.
Kimyasal kayaçlar Kireçtaşı (kalker), traverten, kayatuzu, jips (alçı taşı) ve dolomit örnek verilebilir.
Kimyasal tortul kayaçlar su ile temasa geçince kolayca çözünmektedir. Bundan dolayı nemli ve sıcak iklim koşulları altında kimyasal tortul kayaçların bulunduğu sahalarda lapya, dolin, uvala, obruk ve polye gibi karstik şekiller oluşmaktadır.
Ayrıca mağaralar, sarkıtlar, dikitler, sütunlar da karst topoğrafyasının yer şekilleridir.
Karstik şekiller özellikle saf ve kalın kireç taşları üzerinde daha iyi gelişme göstermektedir. Jips, anhidrit ve kaya tuzları üzerinde oluşan karstik şekiller ise kolayca tahrip olmaktadır.
(Devam)
Kategori: Kayaçlar   Tarih: 21 Eylül 2013   5 yorum
Karstik Aşındırma Şekilleri
1. Lapya
 
Karstik kayaçların dış yüzeyindeki çeşitli şekillerdeki küçük çukurlara lapya denir.
 
Lapyaların içinde genellikle ayrışma ürünü olarak terra rossa (kırmızı Akdeniz) toprakları görülür.
 
2. Dolin
 
Karstik çözünmenin ilerlemesi ile yüzey yavaş yavaş çöker. Bu şekilde oluşan küçük çukurluklara dolin denir.
 
3. Uvala
 
Zaman içinde dolinlerin büyüyerek birleşmesiyle oluşan daha büyük şekillerdir.
 
4. Polye
 
Tektonik olarak aktif alanlar çözünmenin de etkisiyle genişler ve büyük karstik ovalar meydana getirir. Bu ovalara polye denir.
 
Polyeler genellikle sularını bir düden (subatan) aracılığı ile boşaltırlar. Bu suyun başka bir yerden çıkmasına ise karstik kaynak (suçıkan) denir.
 
5. Mağara
&nb... (Devam)
Kategori: Dış Kuvvetler   Tarih: 25 Aralık 2014   3 yorum
Kayaçlar ve Yer Şekilleri
KAYAÇ (Taş) : Yerkabuğunun yapı malzemesi olan, bir veya birden fazla minerallerden oluşan ve organik malzemelerden meydana gelen katı cisimlere denir.
Kayaçlar çok basit bir ifade ile mineral topluluklarıdır.
 
MİNERAL: Kayaçların yapısını oluşturan, belirli bir kimyasal bileşime sahip organik veya inorganik özellikteki katı bileşiklerdir.
* Canlı organizmadaki hücre gibi cansız doğada mineraller en küçük birimi oluşturur.
* Her bir mineral farklı elementlerden oluşur.
* Her bir kayaç çeşidi de farklı mineraller içerir.
* Mineraller yan yana gelerek kayaçları kayaçlarda yan yana gelerek kıtaları ve yer kabuğunu meydana getirirler. 
Not: Kuvars,Kalsit ve Feldispat gibi Mineraller, doğada bulunan yaklaşık 2000 mineral içinde en yaygın olanıdır.
 
KAYAÇ DÖNGÜSÜ: Tüm kayaçlar sürekli bir dönüşüm içind... (Devam)
Kategori: Kayaçlar   Tarih: 17 Kasım 2012   21 yorum
Kıta Oluşumu
Kara ve denizlerdeki düşey doğrultulu alçalma ve yükselme hareketidir. Başka bir ifade ile yer kabuğunun geniş alanlardaki yaylanma hareketleridir.
 
Yoğunluğu az olan yerkabuğu parçaları magmanın üzerinde yüzen birer tahta parçası gibidir. Ağırlıklarına göre daha derine batarlar. Bu duruma eş denge denir.
 
Eş denge volkanizma, buzullaşma, delta oluşumu, baraj yapımı gibi nedenlerle bozulabilir.
 
Bu hareketler sonucunda kubbeleşen üst kısma jeoantiklinal, çukurda kalan kesimlere ise jeosenklinal denir.
 
Orojeneze göre daha uzun bir zamanda meydana gelen epirojenez günümüzde de devam etmektedir. Örneğin İskandinav Yarımadası ve Kanada, buzulların erimesi, Hawaii Adası volkanizma sebebiyle her yıl 0,5 cm yükselmektedir. Buna karşın Kuzey Denizi, Baltık Denizi, Almanya, Hollanda ise tortulların ağırlığı ile çökmektedir.
 
Epirojenik hareketler sıra... (Devam)
Kategori: İç Kuvvetler   Tarih: 04 Haziran 2012   1 yorum
Kıtaların Serüveni
Yer kabuğunun, altında bulunan mantonun etkisiyle hareket etmesine tektonik hareketler denir. Çekirdeğin etkisiyle ısınan mantoda konveksiyonel akıntılar oluşur. Manto içindeki bu hareketler yeryüzünde değişikliklere sebep olur.
(Konveksiyonel akımlar suyun ısınması gibidir)
Yer kabuğunun hareketi ile ilgili birçok teori ortaya atılmıştır. Bunlardan biri Kıtaların Kayması Teorisidir.
Kıtaların Kayması teorisine göre kıtalar tek parça halindeyken 2. Ve 3. Zamanda parçalanarak birbirinden uzaklamış ve yeni okyanuslar oluşturmuştur.
Aşamaları: Pangea (tek parça)
Laurasia ve Gondwana arasında Tetis Denizi oluşur
Hindistan ve Arap Yarımadası Tetis Denizini kapatır ve deniz tabanındaki tortullar yükselerek Alp Himalaya kıvrım dağlarını oluşturur. (Devam)
Kategori: Dünyamızı Oluşturan Kuvvetler   Tarih: 01 Ocak 2015   Yorum yok
Kıyı Tipleri
A) Dağların Uzanış Yönüne Göre:
 
Boyuna Kıyı: Dağların kıyı çizgisine paralel uzandığı kıyılardır.
 
Enine Kıyı: Dağların kıyı çizgisine dik uzandığı kıyılardır.
 


Boyuna

Enine


Girinti Çıkıntı Az
Derinlik Fazla
Kıta Sahanlığı Dar

Girintili Çıkıntılı
Derinlik Az
Kıta Sahanlığı Geniş


 
B) Akarsuların Şekillendirdiği Kıyılar
 
Ria Tipi Kıyı: Eski akarsu vadilerinin deniz seviyesinin yükselmesi ya da vadinin tektonik olarak çökmesiyle sular altında kalmasıyla oluşmuş kıyılardır.
 
Dalmaçya Tipi Kıyı: Dağların kıyı çizgisine paralel uzandığı alanlarda, iç kesimlerdeki ovaların, deniz yükselmesine bağlı olarak sular altında kalmasıyla oluşmuştur. Kıyıda birbirine paralel ada dizileri görülür.
 
Setli Kıyılar: Akarsuların alüvyon taşıdığı kıyılarda kıyı birikim şekilleri fazla görülür. Setler bulunan b... (Devam)
Kategori: Dış Kuvvetler   Tarih: 25 Aralık 2014   Yorum yok
Levha Tektoniği (Hareketleri)
Kıtaların Kayması Teorisi daha sonradan geliştirilerek Levha Tektoniği Teorisi ortaya çıkmıştır. Bu teoriye göre yer kabuğu üzerinde karasal ve denizel bölümler bulunan levhalardan meydana gelmiştir. Levhaların yönleri ve hızları farklıdır, bu nedenle birbirinden uzaklaşır ya da yakınlaşırlar. Deprem, Volkanizma ve sıcak su kaynaklarının levha sınırlarında olması levhaların bu hareketinin eseridir.
 

Kıta – Kıta Çarpışması: İki kıta birbirine doğru hareket ederse sonunda birbiriyle çarpışarak kenetlenirler. Bu olay sonucunda kıvrım dağları oluşur. Kuzey Anadolu Dağları ve Toroslar bu şekilde oluşmuştur.
 
Kıta – Okyanus Çarpışması: Okyanusal kabul ile kıtasal kabuk çarpışırsa daha ağır olan okyanusal kabuk mantonun içine doğru dalar. Dalma batma alanlarında derin okyanus çukurlukları ile volkanik dağlar görülür. Amerika’nın batı kıyıları örnek gösterilebi... (Devam)
Kategori: Dünyamızı Oluşturan Kuvvetler   Tarih: 01 Ocak 2015   2 yorum
Makiler
5. Makiler

- Akdeniz iklim bölgesinin ana bitki örtüsü Kızılçam ormanlarıdır. Onların ortadan kalkmasıyla oluşan kısa boylu ağaçcık ve çalı topluluklarına maki adı verilir.
- Makiler zeytin, defne, kocayemiş, zakkum gibi türlerden oluşurlar.
- Makiler özellikle kış mevsiminde yaprağını dökmeyen ve yeşil kalan bitkilerden oluşmaktadır.
- İnsan tahribatı makilerin de yer yer ortadan kalkmasına neden olmuştur. Bunların yerini daha da kısa boylu çalılar yani garigler almıştır.
  (Devam)
Kategori: Bitkiler   Tarih: 22 Aralık 2014   Yorum yok
Mevsimlik Rüzgarlar (Muson Rüzgarları)
Kara ve denizlerin yıl içinde farklı ısınmasına bağlı olarak oluşan rüzgarlardır.

a. Yaz Musonu

Ilık denizlerde üzerindeki YB alanlarından Asya'daki sıcak karalar üzerinde bulunan AB alanlarına eser. Güneydoğu Asya'ya bol yağış bırakırlar. Yağışlar İlkbahar'da başlar Sonbahar'da sona erer.

b. Kış Musonu

Asya'daki karaların aşırı soğumasına bağlı oluşan YB alanlarından güneydeki ılık denizlere doğru eser.

Muson rüzgarlarının görüldüğü yerler:

- Güney ve Güneydoğu Asya kıyıları
- Avustralya kıyıları
- Afrika'nın Gine Körfezi kıyıları (Devam)
Kategori: Basınç ve Rüzgarlar   Tarih: 20 Mayıs 2012   2 yorum
Neden Göç Ediyoruz?
1. İç Göçler
 
a. Mevsimlik Göçler
Tarıma, turizme ve yaylacılığa dayalı geçici nüfus hareketleridir.
b. Daimi Göçler
Kırdan kıra, kırdan kente, kentten kıra, kentten kente sürekli olarak yerleşme amaçlı yapılan göçlerdir.
 
Türkiye’de göç veren bölgeler: Karadeniz ve Doğu Anadolu Bölgeleri
Türkiye’de en fazla göç veren iller: Ardahan, Bartın, Sinop, Siirt.
Türkiye’de göç alan bölgeler: Marmara ve Ege Bölgeleri.
Türkiye’de en fazla göç alan iller: İstanbul, Antalya, Tekirdağ, Ankara, İzmir, Muğla.
 
2. Dış Göçler
 
a. Yurtdışından Türkiye’ye Doğru
Kendi ülkesindeki baskı, savaş, şiddet olaylarından kaçan kişiler ile Balkanlardan gelen göçmenleri kapsar.
 
b. Türkiye’den Yurtdışına Doğru
İş gö&c... (Devam)
Kategori: Nüfus ve Yerleşme   Tarih: 20 Şubat 2014   Yorum yok
Nüfusun Alansal Dağılımı
 
A) İnsan Yaşamının Bulunmadığı Bölgeler
 
- Kutuplar
- Çöller
- Dağların yüksek kesimleri
 
 
B) Seyrek Nüfuslu Yerler
 
- Amazon – Kongo havzaları
- Kuzey Afrika, Patagonya, Avustralya (sıcak)
- Kanada, Alaska (soğuk)
 
C) Nüfusun Yoğun Olduğu Yerler
 
- Güneybatı Asya (Muson Asyası)
- Avrupa’nın batı kesimi
- Akdeniz havzası
- Amerika’nın doğu kıyıları
- Gine körfezi ve çevresi
  (Devam)
Kategori: Nüfus ve Yerleşme   Tarih: 07 Ağustos 2013   Yorum yok
Okyanus Akıntıları
Okyanus akıntıları, Dünyanın doğal sistemleri içerisinde canlılar için büyük öneme sahip öğelerinden biridir. Bu akıntılar iklim ve canlılar üzerinde etkilidir. Makalemizde bu akıntıların oluşum sebepleri, türleri ve özellikleri yer almaktadır. (Devam)
Kategori: Bilmek İstedikleriniz   Tarih: 31 Ocak 2015   13 yorum
Projeksiyon Tipleri
Haritalardaki şekil ve alan bozulmalarının en aza indirilebilmesi için oluşturulan özel çizim yöntemlerine projeksiyon ya da iz düşüm yöntemleri denir.

Projeksiyonların bazıları uzunluk, bazıları açı, bazıları ise alanları gerçeğe daha yakın gösterir. Projeksiyonlar iz düşüm (yükseltinin sıfır kabul edilmesi) esasına göre çizildiğinden engebesi fazla olan yerlerin iz düşüm yüz ölçüm ile gerçek yüz ölçümleri arasındaki fark fazladır.

Örneğin yurdumuzda Doğu Anadolu ile Karadeniz ve Akdeniz bölgelerinde iz düşüm yüz ölçüm ile gerçek yüz ölçüm arasındaki fark çok fazladır.

Harita çiziminde kullanılan başlıca projeksiyon tipleri silindirik, konik ve düzlem projeksiyonlardır.

1. Silindir Projeksiyon

Bu projeksiyonda harita alanı açılmış bir silindir üzerine aktarılır. Bu projeksiyonla çizilen haritalarda ekvator çevresinde doğruya yakın görünümler elde edilirken kutuplara doğru önemli bozulmalar görülür. Silindir projeksiyonla çizilen haritalarda alan bozulur ancak şekil koru... (Devam)
Kategori: Harita Bilgisi   Tarih: 29 Şubat 2012   106 yorum
Sıcaklık - Yükselti İlişkisi
Atmosfer yerden yansıyan ışınlarla ısındığı için sıcaklık yerden yükseldikçe troposfer katında her 200 metrede 1 ºC azalır. Örneğin 1000 metrede 15°C olan sıcaklık, 1200 metrede 14°C, 1400 metrede 13°C olacaktır.

 
Örnek Sorular
SORU 1: 200 metre yükseltiye sahip A kentinde sıcaklık 10°C iken aynı anda 1200 metre yükseltideki B kentinde sıcaklık kaç derecedir?
Bu soruyu çözerken öncelikle yükselti farkını bulmamız, sonra kaç derecelik fark olduğunu bulmak için çıkan sonucu 200'e bölmemiz gereklidir.
1200 - 200 = 1000 metre (yükselti farkı)
1000 / 200 = 5°C (sıcaklık farkı)
Soruda verilen B kenti 1200 metredir ve A kentinden 1000 metre yukarıdadır. Biliyoruz ki yerden yükseldikçe sıcaklık azalır. Buradan yola çıkarak B kentinde sıcaklığın A kentine göre daha düşük olduğunu anlayabiliriz. Bu nedenle sıcaklığı bilinen A... (Devam)
Kategori: Sıcaklık   Tarih: 13 Ocak 2014   10 yorum
Su Biyomları
- Bu geniş alan birçok canlıya yaşam alanıdır. Aynı zamanda karada yaşayanlar için de önemlidir.- Dünya'nın en büyük biyomunu oluşturur.- Dünya'nın %70'i sularla kaplıdır.- Tatlı su ve tuzlu su biyomu olmak üzere ikiye ayrılır.- Su biyomlarında sıcaklıklar fazla değişkenlik göstermez. Ayrıca suyun varlığı ya da yokluğu da biyomları sınırlamaz.- Yukarıda sayılanların bir sonucu olarak karasal biyomlara göre daha düzenlidir.
Su Biyomlarını Etkileyen Faktörler
- Oksijen ve Karbondioksit- Sıcaklık- Işık (Fotosentez için gerekli)- Eriyik haldeki mineraller- Besin maddesi (planktonlar)
Işığın ulaşabildiği kısım ilk 200 metrelik kısımdır. Buraya fotik alan, ışığın ulaşamadığı 200 metreden derin kısma ise afotik alan denir.
Su biyomunda canlılar daha çok Güneş ışığının ulaştığı yüzeyden 200 metre derinliğe kadar yaşarlar.
İki grupta incelenir:- Tuzlu Su Ekosistemleri- Tatlı Su Ekosistemleri
1. Tuzlu S... (Devam)
Kategori: Ekosistemlerde İşleyiş   Tarih: 01 Mayıs 2014   3 yorum
Su Kaynakları
- Tatsız, kokusuz ve renksiz bir maddedir.
- Katı – sıvı – gaz olarak bulunabilir.
- Su kaynakları, su döngüsünün (buharlaşma – terleme à yağış (yer altına sızma, yüzeyde akış)) eseridir.
 


Yüzey Suları

Yer Altı Suları

Tatlı Su Kaynakları
3%

Tuzlu Su Kaynakları 97%


Okyanus, deniz, göl, akarsu.

 

Akarsular, buzullar, göller, yer altı suları.

Okyanuslar, denizler, göller, yer altı suları.


 
- Denizler, kenar deniz (okyanusla bağlantılı, sınırı belirsiz) ve iç deniz (sınırları belirlenebilen) olarak ikiye ayrılır.
- Belli başlı okyanuslar: Büyük (Pasifik) Okyanusu, Atlas Okyanusu, Hint Okyanusu.
- Belli başlı denizler: Akdeniz, Baltık, Adriyatik, Ege, Karadeniz, Kızıldeniz, Karayip, Umman, Japon Denizi.
- Deniz ve okyanusların tuzluluk oranı sıcaklık, yağış, rüzgar vb. bağlıdır.
- Denizlerde dalgaların oluşma sebebi rüzgar, depre... (Devam)
Kategori: Su Kaynakları   Tarih: 03 Kasım 2012   Yorum yok
Sülfür (Kükürt) Döngüsü
Bulunduğu Yerler:
Kükürtdioksit olarak atmosferde,Aminoasit, sülfür, sülfat olarak topraklarda,Eriyik halde okyanus ve denizlerde bulunur.Canlıların protein yapılarında bulunur.
Yararları:
Canlıların yaşamı için gereklidir.İlaç yapımında kullanılır.Barut, fişek, kibrit yapımında kullanılır.
Nasıl Yenilenir?
Volkanik patlamalar sonucu kükürtdioksit atmosfere salınır.Atmosferde sülfürik asit formunda yağış olarak toprağa karışır.Toprakta Aminoasit’e, Sülfüre ve bitkilerin kullanabileceği form olan sülfata dönüşür.Bitkiler sülfatı kullanarak besin üretir.Onu yiyen canlılara geçer.Canlılar öldükten sonra toprağa karışır.Ayrıştırıcılar tarafından tekrar doğaya kazandırılır.AYRICA kükürt mineral olarak da yer kabuğunda bulunur. (Devam)
Kategori: Ekosistemlerde İşleyiş   Tarih: 13 Mayıs 2014   1 yorum
Taşların Yaşı
Taşların önemli bir kısmı deniz ve göl tabanlarında birikerek tabakalı ve yatay bir şekilde oluşur. Bu taşlar aynı zamanda canlı kalıntıları içermektedir. Bu canlı kalıntılarına fosil denir.

Fosillerin ait oldukları zaman paleontologlar tarafından saptanarak taşların oluştuğu zaman saptanabilir.
(Devam)
Kategori: Dünyamızı Oluşturan Kuvvetler   Tarih: 01 Ocak 2015   Yorum yok
Toprağın Tanımı ve Ayrışma
Toprak: Taşların parçalanması ve ayrışmasıyla meydana gelen, içerisinde çeşitli canlı kalıntıları, hava ve su bulunan, içerdiği organik madde ve minerallerle bitkilere besin kaynağı olan gevşek yer örtüsüdür.
Toprak oluşumu için öncelikle anakayanın ayrışması gereklidir.
Ayrışma
Kayaçlar, dış kuvvetlerin etkisiyle zamanla küçük parçalara ayrılmaktadır. Bu olaya ayrışma denir.
Ayrışma olayı 3 şekilde gerçekleşir: Fiziksel, Kimyasal, Biyolojik Ayrışma.
1. Fiziksel Ayrışma: Günlük ve yıllık sıcaklık farklılıkları sonucu 3 şekilde oluşabilir:
1. Gündüz ısınarak genişleyen kaya gece soğuyarak daralır, önce çatlar, sonra parçalanır.2. Kayaçların çatlak ve gözeneklerine sızan sular gece donar ve genleşir, zamanla çatlakları genişletir.3. Kaya çatlaklarına sızan tuz kristalleri suyun buharlaşması ile şişer, bunun sonucun... (Devam)
Kategori: Topraklar   Tarih: 14 Aralık 2012   Yorum yok
Toprak Oluşumunu Etkileyen Faktörler
1. İklim: Toprak oluşumunu etkileyen temel faktördür. Çünkü sıcaklık, yağış, bitki örtüsü ve ayrışma türü üzerinde etkilidir.
2. Anakayanın Yapısı: Ayrışarak toprağı oluşturan ve toprağın altında yer alan materyale ana kaya denir. Toprağın fiziksel ve kimyasal özellikleri, rengi, besin maddeleri, geçirimlilik özellikleri ana kayaya bağlıdır.
3. Zaman: Anakayanın toprak örtüsü haline gelmesi binlerce yıl alır.
4. Yer Şekilleri: Eğim, yükselti ve bakı durumu toprak oluşumunu etkiler.
Eğim az olan yerlerde süpürülme (erozyon) azdır ve topraktaki suyun hareketi engellenir. Bitki örtüsü toprağın tutulmasını sağlar.
Yükselti arttıkça sıcaklık düşer ve yağış da belli bir seviyeye kadar artar, bu da bitki örtüsünü etkiler.
Bakı da toprak özelliklerinde etkilidir. Kuzey Yarı Kürede kuzey yamaçlarda toprak nemi faz... (Devam)
Kategori: Topraklar   Tarih: 14 Aralık 2012   5 yorum
Toplam 5 sayfa, 3. sayfadasın: Önceki, 1, 2, 3, 4, 5, Sonraki
© 2015 Coğrafya Sitesi
Coğrafya